Ben de Lütfi Hocamın yazdığı gibi bir gezi yazısı yazmayı düşündüm.Rizeye gidiş yolu:
Ben ve kardeşim çok heyecanlıydık.Çünkü ilk defa kendi arabamızla gidiyor idik.Bizim heyecanlı olduğumuz kadar annem ve babam da heyecanlıydı.Bilirsiniz anneler hep bi yere gidecekleri zaman onları bir heyecan sarar.İşte annemi de böyle bir heyecan sarmıştı.Sonun . da yola çıkmıştık.Babam iki şöför olsun diye yanına tanıdığımız fırıncı Ali Abi yi almıştı.Fakat o bizimle Ank araya kadar gelecekti.Yola çıkmıştık.Babam bize sık sık nasihatlerde bulunuyordu.Ama biz babamı dinlemiyoduk.Çünkü bizim aklımız o muhteşem güzelliği ile insanı kendine hasret bırakan Rizedeydi.Afyon da idik.Ben kendi aklım da Ege ile Karadenizi karşılaştırıyodum.Ve tabi ki de Karadeniz diyordum.Afyon da bir mola verdik.Sonra tekrar yola çıktık.Afyon da mola verdikten sonra tekrar yola çıkmıştık.Ben bir yandan Rize min o yemyeşil yaylarını hayal ediyor bir yandan da bu yol nasıl bitecek babaya diyordum.Çünkü bizim aile de Rize özlemi herşeyden daha bambaşka olur.Annem Muğla/Milaslıdır.Babam ise Rizeli.Bazı kişiler siz . nerelisiniz oğlum dediklerinde ben ve kardeşim Doğukan,nerden olucaz amca Türkiyenin en güzel yeri olan Rizeliyiz tabiki diyoruz.Bizim ailede ben ve kardeşime asla Milaslıyız dedittireme zsiniz.Çünkü biz has ve has Rizeliyiz.Arabada da işte hep Rize yi düşüne düşüne yol almaya başladık.Bana göre yol hiç bitmiyecekmiş gibi geliyodu.Ankaradaydık.Saat gecenin yarısıydı.Annem ve kardeşim . uyumuşlardı.Birtek babamla ben kalmıştık.Bi ara babama şöyle dedim:Yahu baba bu Ankara halkı nasıl yaşıyoya burda.Babam da bana şöle dedi:oğlum insanlar buraya artık alışmışlar,ama bi kerre Rize ye gitsinler bak bir daha Ankaraya gelmek isteyecekler mi?Ben de babamın dediklerini onaylamıştım.Sonra yattım,uyandığımda saat sabah vakitleri idi.Kırıkkale^de idik.Orda babamın birlikte görev yapmış olduğu ve bir sene önce ölmüş can dostunun ailesi ve mezarı vardı.Babam için oraya uğramadan geçmek olmazdı....